12 Ekim 2014 Pazar

yolculuk

Ayrı ayrı yapılacak işler listesi çıkarmalıyım; çocuklar, iş, ev, kişisel, ruhsal... Birer birer listeden temizlik yapıp, çıkarmalıyım tamamladıklarımı. Ama en önce ne istediğimi bulmalıyım. En başta kendimi yazmalıyım. Yolculuk etmek istiyorum kendimle. Yolculuğun hoş geçmesini istiyorum, tekrar tekrar yeni yolculuklara koyulabiliyim ilerde de diye.

Rastlamak istiyorum yolda. Değişik çiçekler böcekler görmek, hoş insanlarla karşılaşmak istiyorum. Bana bilgiçce değil bilgece yol göstermeliler, yeri geldiğinde sırtımı sıvazlasın birisi, yorulduğumda ayaklarımı ovsun başkası. En çok ihtiyacım olduğunda güldürsün beni ya da ağlatsın böğüre böğüre başkaları.

Kolay olsun her şey, aksın, ben de akışa bırakayım kendimi. Boş laf geçmesin arada. Tam ihtiyaç duyduğumda o kitabı bulayım, okuyayım. Deniz beni gıdıklasın yüzerken.

Ben de üstüme düşeni yapayım, fark etmeden geçmeyeyim yoluma çıkanları. Bende başkalarının yoluna çıktığımı unutmadan dokunmalı, itmeli, çekmeli, anlatmalı, sevmeli, seyretmeliyim. Yollarından da fazla alıkoymadan varlıklarının, vardıklarının birinci elden tanıklığını yapmalıyım.



..........



Gel desem beraberinde hiçbir şeyi, kimseyi getirmeden gel. Birbirimizin sargılarını açalım, yaralarını yalayalım. Anlatabilir miyim derdimi acaba? Gelirler miydi tam da gönüllerinin en açık haliyle sevdiğim insanlar. Ne kadar çoklar. Ne kadar da uzak buluşma ihtimali. Çok mu zorluyorum?

Keşke daha iyi anlatabilsem.  Neden büyük büyük laflar ediyorum. Hesaplamıyorum, ölçüp biçmiyorum diyorum da neden ölçülü kalıplar halinde dökülüyor cümleler ağzımdan. Kendi kendimden sıkılıyorum. Bilmediğimi anlatmak istiyorum ama bildiklerimi anlatmaya koyuluyorum. Midemi bulandırıyor kendi bilgiçliğim, iğreti, kaba, yüzeysel kalıyor her şey. Oysa ne hissettiğimi anlatsam, bilmediklerimi anlatsam, onları anlatmak istiyorum.

Çıldıracak gibiyim. Sadece yazarak anlatayım belki de. Şimdilik yazarken kendimden sıkılmıyorum.

11/10/2014, Datça








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder